agop

Etnik Müzik Dayatması Altında Kaldığım Bir Kafede Kafama Esenler

neonisiklaraltindahayalgucu:

Bir fiziksel durumun insanın gözlerinden okunması ne garip bir durumdur. Yorgun olan gözlere bakıp neden yorgun olduğunu çözemiyorsak onun yorgun olduğunu anlamanın ne faydası var? Bu yorgunluğun sebebini anlasak bile bize ne faydası var? Her halükarda biz insanlara faydalı olan şeylerin peşinden koşturduğumuz için her insan “çıkarcı”dır. Kimileri çıkarlarını çok iyi sezinleyebilip bunları sürekli elde edebildiği için, aslında kendilerinin de çıkarcı olduğu insanlar tarafından çıkarcı diye yaftalanırlar. Bu kötü bir şey midir? Hayır, çıkarcı olmak kötü bir şey değildir. Çıkarcılıkla övünmek kötü bir şeydir. Çünkü övünürseniz insanlar sizi yadırgar ve yaftalar ama gizli bir çıkarcı olursanız insanlar sizin çıkar elde ettiğinizi anlamaz bile. Peki ya çıkarlarını iyi sezinleyemeyen ve fayda elde edemediği için hayatı boyunca mutsuz bir şekilde gezen insanlar ne oluyor? Sonuçta biz faydalarımızla mutlu olmuyor muyuz? Zararlı olan bir şeyi deneyimlediğimizde bize bize haz verdiği için mutlu oluyoruz. Bu açıdan bakarsak zararlı olan o şey aslında bize faydalı. Örneğin, acı çekmek bazı insanlara göre mutluluk verici olduğu için ve bazı insanları mutlu etmediği halde onlara başka şeyler kattığı için faydalıdır. Acı çekmiş bir insan daha fazla düşünür, daha fazla düşününce daha fazla sorgular ve daha fazla sorgulayınca daha fazla sonuca varır, bitiremediği sorguları tartışır, okur, öğrenir ve her durumda acı çeken insan ilerler, gelişir.
O zaman dünyadaki her insan acı çeksin diyebilir miyiz? Belki diyebiliriz ama zaten dünyada düşünme erişkinliğine gelen her insan acı çekmiştir. Kimi çocukken tavşanını kaybetmiştir (tavşan ölmüştür), kimi de belki de sadece dizini yaralamıştır. Bu iki örnek elbette eşdeğer değiller ama sonuç bakımından düşündürmüşlerdir. “Tavşanım neden öldü?” ve “Dizimi nasıl/neden yaraladım?” soruları sonuç olarak birer sorgudur. Bizi gelişmenin ilk basamağına taşıyan şey basit sorgulardır. Gelişmeyi istemek de yine kendi çıkarlarımız içindir. Herkesin kendi çıkarlarını gözettiği bir dünya benim için çok masumdur fakat insanların, kendi çıkarları için, başkalarının çıkarlarını gözetiyormuş gibi yapması ve tüm insanlık tarafından saygı görüp, kör bakışlarla alkışlanması oldukça alçak ve düzlüğe çıkması zor bir dünyadır.

ben ruhi bey nasılım?

haydi size bir şeyler anlatayım: nasılım?

düşünüyorum bugün: insan -hiç umrunda bile değilken- birileri onu sevsin diye neden uğraşır? yani -anlamlarını kaybetmiş bir insan- neden yine de o alışıldık “sevilme” yi elde etmek için çırpınır da çırpınır? insan neden birileri onu çok sevsin ister -kendi kendine böylesi merhamet ederken üstelik?

sevilmeye ihtiyaç duymak bir alışkanlık gibi. ihtiyaçların acizlik olarak değerlendirilmesi ne kadar gaddarca ve ne kadar günümüz modern dünyasına göre, ama gaddarlara kötü haber: muhtaçlık eşit değildir çaresizlik. bugün de doyamadınız.

nasılım? bugün bir kilisede ayinde buldum kendimi, korktum: anlamlarımı o kadar kaybetmiştim ki ya gidip de saçma bir şekilde bir şeye inanmaya başlarsam? ya “inanırsam”. ne kadar da saçma. ama eğer kaybettiğim anlamlarımdan kalan boşluğu dolduracaksa, müslüman ya da hristiyan ya da budist olmamın neresi kötü olabilir? kötü diyen zalimin teki bir adım öne çıksın.

nasılım? kadınlığa erkekliğe kitaplara güzel yemeklere ve bilmemnelere ve üstelik de dostluklara karşı hiçbir heyecan taşımıyorum içimde. nefret bir heyecandır. öfke hiç değilse uykuyu açar. boşluk… belki biliyorsunuz; insan ölesiye korkuyor. sınırlarım ne?

eskiden olan şeyler eskiden olmuştur; eskiden ölenler de eskiden ölmüştür hepsi o kadar. tatava yapmayı bıraktım herhalde; e bu iyi bir şey.

nasılım? çöpe atılmış makarna gibi. dramatik düşünme; unutulmuş terkedilmiş bırakılmış metaforu yapmıyorum sana: çöpe atılmış makarnayı düşün en yalın haliyle, nasıl? şekilsiz ve saçma sapan değil mi? ben bir kelime uydurdum, saçlarım ve makarnalık durumum için: yılık yılık. yıldığı için şekli bozulmuş gibi, anladın mı?

redd dağılmış; önce biraz tadım kaçar gibi oldu ama sonra düşündüm: . 70 filmi olan yönetmenin filmleri hiçbir zaman izlenmez: çünkü ya hepsini bitirir ya hiç izlemezsin. racon böyledir. neyse ki artık sayılı albümlerini tekrar tekrar dinlemek için bolca vaktimiz var. sonsuza uzayan şeyler bana hep rehavet vermiştir, böyle iyi.

sonlu şeyler de beni hep üzüyor ama, hani başıma bir felaket gelse oturur da felaket bitiminde felaketin bittiğine ve felaketle olan acı tatlı anılarımıza duyar yapar ağlarım. sonu bilmek, beklemek ve geri saymakta her zaman acıklı bir yan var. günün bitimi bile dramatik; ama sen uyurken farketmiyorsun.

nasılım? ölçülü ve kararlı ve düzenli ve çalışkan ve örnek bir kimseyim. serserilik yapacak değilim ya? aşkolsun.

bir de bir gün yolda yürüyordum; bir şarkı duydum; kalbim acıdı, bu kadar.

ah bir de nasılsın diye soranlar olmasa, uyur da hiç uyanmazdım.

sağlıcakla.

Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.  (Sivas)

Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. (Sivas)

  • Şu an Ankaralı Turgut’tan Zahidem dinliyorum arkadaşlar. Bu kültürle dalga geçtirtmem, ver ederim ağzınıza terliği VER. O değil de ben de bu performansı beklemiyordum lan. Şaşırdım açıkçası. 
  • Şu an Gökhan Türkmen evleniyor ve bana devamlı düğünden fotoğraf ve dedikodu yağıyor. Bense “Işın Karaca’nın kocası orda mı?” “Fettah kızla mı gelmiş kızsız mı?” “Gökhan gene neandarthel gibi mi yoksa normal adam gibi mi” gibi doğru soruları zamanda sorarak düğüne hakim olmaya çalışıyorum. Bu arada geçen zamana Agop’un 25’ine doğru koştuğu evrende yanarak kaybolmuş birkaç dakika diyoruz.
  • İnsanlarla mesafeli olacağım diye insanlara ayı gibi davranıyorum arkadaşlar. Böyle bir ayarsızlık yok. Ama ne yazık ki insanlar da ayılıkla karşılaşmadan samimiyeti feda edemiyorlar, çok ilginç. Direkt ve uzun göz temasını en son kuruşumla birtakım önemli kararlar alışım aynı tarihe rastlar.
  • Üstat diye erkek ismi var, karısı bunu severken ÜSTADIM mı diyo ikinci yenici gibi?
  • Karakter testi yapıyorum, Word’de geride yanlış kelime kalınca oraya kadar cart diye silenlerden misin,yoksa oraya gidip sadece onu düzeltenlerden mi? Birincisini yapanlar AŞKTAN KORKMAYANLAR. Bu hafta güzel gelişmeler onları bekliyor. Aman dikkat! Bu süreçte karşılarına çıkacak fırsatları değerlendirseler iyi ederler. İkinci grup, bu dönem duygularındaki imanılmaz değişimi görüp heyecana kapılabilir. Yine de sağlıklarına dikkat etmelerinde fayda var. Parasal konularda aceleye gerek yok.
  • Bugün de tehlikenin sınırlarında gezinip arkadaşı ekle’ye basmadan stalk’umu tamamladım çok şükür yaradana. SONUÇ= O kız da güzel değil tabii ki.
  • http://www.youtube.com/watch?v=GTFaOxLlJCA. 

    Psychedelic Masterpiece, 1969, Ankara. Şaka şaka ne ankarası. öptüm.

kamu spotu.

o kadar yapıcıyım ki hiç yıkıcı değilim, o kadar yapıcıyım. uzaklardan bir dost gelse de konuşsak. uzaklardan bir dost mesaj kutularımı şenlendirse de sarılsak. ne zaman sarılmak isterseniz çekinmeden arayın, free hug.

http://www.youtube.com/watch?v=Xb6d2ZEMT04 trespassers william dinleyin.